7 Haziran 2013 Cuma

Koş Duygu Koş...

Geç kalmamalıyım, burada işim bitince şuraya geçmeliyim, off koş Duygu koş, yetişmelisin...

Genç yaşlarda hata yapma lüksün daha fazla lafını bu aralar çok sık duyuyorum ama bana göre saçma ve gereksiz bir laf. Bu aralar çok fazla duyuyorum çünkü garip bir hızda ilerliyor hayatım ve insanlarla konuştukça yaşları daha büyük, daha çok şey yaşadıklarını düşündükleri için hep böyle diyorlar, merak etme diyorlar şimdi vakit bulamıyor, karar veremiyor olabilirsin ama hata yapa yapa öğreneceksin. Oysa ben hata yapa yapa öğrenmeyeceğim, çünkü ben 10 yaşından beri ne olmak istediğimi biliyorum, hatta 8 belki de.

Şu sıralar aileden uzakta yaşamanın sıkıntılarını çekiyorum çünkü para kazanmak zorunda olduğum için istemediğim yerlerde istemediğim işleri yapıyorum. Şu an çalıştığım yer için "burası sanıyorum daha öncekilere nazaran daha iyi, ee napalım alışırız derken, bu sabah ki maildeki uslup nedeniyle bir anda buradan da soğudum. Sonuç olarak istediğin işi yapamıyorsan bu şartların daha iyisini bulduğunda başka yere gitmek en doğrusu, o yüzden hopp yeniden iş arayışına başladım bugün itibariyle. Ama burada çok tatlı iki kedi var ve sadece onları özlerim bunu çok iyi biliyorum.

Hayalim hep spor servisinde muhabirlik yapmaktı, ilerde de program yapmayı çok istiyordum, ekran önü hep istediğim bir şeydi. Belki yine olur diyorum ama bakalım. Çocukluğumda aslında iki hayalim vardı, biri yönetmen olmak, biri gazeteci olmak şu an ikisinden de uzağım. Yönetmen yardımcılığı yapıyorum aslında ama işin garip yanı yönetmen yardımcısı mıyım, yönetmen miyim belli değil. Benim bu işi öğreniyor olmam lazımdı, yeri geldiğinde öğretiyor olmam değil. Aman yaa aslında gerçekten bu konuda bayağı dertliyim ama...

Bir yandan Türkiye için direniyorum bir yandan kendim için, yani bu sıralar benden bayağı iyi bir direnişçi çıktı, ee babamızın kızıyız ne de olsa.